Cuma akşamı, işyerinden arkadaşlarımla Kalamış Develi'ye gittik. Bu yaz ilk gidişimdi ve yazın başladığını orada anladım. Çok keyifli sohbetli, lezzetli yemekli bir gece geçirdim. Cumartesi ve Pazar günü evdeydim. Misafir ağırladım. Pazar akşamı sevgili eşim yorulduğum için ve haftasonunu evde tamamlamayalım diye yemeğe götürdü bizi. Bağdat Caddesi çok kalabalıktı. Şık bir cafe'de boş yer bulup yemeğimizi yedik. Emre baştan pazarlık yaptı bizimle. "Tabağınızda yemekleriniz bitince buradan kalkıp oyuncakçıya gideceğiz. Öyle oturup sohbet etmeyeceksiniz !" Bizde kalktık, oyuncak alıp evimize döndük. Emre yeni oyuncaklarıyla oyuna daldı. Bizde "İncir Reçeli" filmini izledik.
Çok güzel bir filmdi. Çekimleri de değişikti, Amelie havası vardı. Ekmeğin üstüne reçel sürüp yediği sahnelerde benimde canım reçelli ekmek istedi. Ama yemedim, tadı damağımda kaldı :) Filmden sonra Emre'yi yatırdım. Sonra da Özcan Deniz'in "Ya Sonra" isimli filmini izlemeye başladık ama "İncir Reçeli" filminden sonra sarmadı bizi o film. Yarım bıraktık filmi. Belki bi ara devamını izlerim.
Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna" isimli kitabını okuyorum. Zeynepcim'in kitabı, o okuduktan sonra bana vermişti. Uzun süredir sırasını bekledi kitap. Ben çok yavaş kitap okuyorum. Akşamları sadece kitap okumaya zaman ayırabiliyorum, ama en fazla 10 sayfa okuyabiliyorum, sonra uykum geliyor. Kitap çok hoşuma gitti. Keyifle okuyorum, ince bir kitap. Belki bitmesini istemediğim içinde yavaş okuyorumdum, bilmiyorum. Zeynepcim kitabı okurken Toulouse-Lautrec'in resimleri geçmiş gözünün önünden, benimde gözümünün önünden siyah-beyaz Almanya fotoğrafları geçiyor. İstanbul'da geçen sahnelerde de soluk renkte eski İstanbul fotoğraflarını hayal ettim.
Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna" isimli kitabını okuyorum. Zeynepcim'in kitabı, o okuduktan sonra bana vermişti. Uzun süredir sırasını bekledi kitap. Ben çok yavaş kitap okuyorum. Akşamları sadece kitap okumaya zaman ayırabiliyorum, ama en fazla 10 sayfa okuyabiliyorum, sonra uykum geliyor. Kitap çok hoşuma gitti. Keyifle okuyorum, ince bir kitap. Belki bitmesini istemediğim içinde yavaş okuyorumdum, bilmiyorum. Zeynepcim kitabı okurken Toulouse-Lautrec'in resimleri geçmiş gözünün önünden, benimde gözümünün önünden siyah-beyaz Almanya fotoğrafları geçiyor. İstanbul'da geçen sahnelerde de soluk renkte eski İstanbul fotoğraflarını hayal ettim.
Kürk Mantolu Madonna'yı herkes çok övüyor.. Ben de alayım bari.. Ama son zamanlarda fotoğraf çekmekten başka hiç birşeye zaman ayıramıyorum yatarken bile makina baş ucumda:)) Biraz hevesim geçsin deli gibi kitap okuyup film seyredeceğim..
YanıtlaSilDidemcim ne güzel şeyler yapmışsın.
YanıtlaSilİncir reçelini senin de izlemene sevindim,biz de çok beğenmiştik,dediğin gibi o filmin üstüne ya sonra olmazdı herhalde...
Kürk Mantolu Madonna muhteşem bir klasik eminim sen de çok seversin,kitabın insanı bir yerlere taşıması ne hoş bir duygudur:))
didemcim, ne güzel anlatmışsın haftasonunu. Filmleri bende izlemek istiyorum. Senden alırım. Reçelli ekmeği de yanımda hazır tutayım :)
YanıtlaSilKitabı ne güzel anlatmışsın kendince. herkesin dünyası ve rüyası ne kadar farklı. herkesin özlemlerini ve düşlerini ortaya çıkan böylesine hayat hikayelerini çok seviyorum. Sanki yeni aldığım kitaplarda bu tatta olucak.
bravo Didemcim İncir reçelini izleyipte yemeyen tek kişi seni gördüm:)) algıda seçicilik sanırım daha filmin adını duyunca reçel istemişti canım :))
YanıtlaSil